Havaya Girdi Bir Kere…

Ertuğ Pekcan Yağcı

, Spor

Havaya Girdi Bir Kere…

 

Haftanın ilk karşılaşması Konyaspor – Sivasspor ile başlayan 2-1 lik neticeler dizesi Cumartesi oynanan Kasımpaşa – Eskişehir ve Antalyaspor – Çaykur Rizespor ile devam etti. Kısacası 22. Hafta da oynanan ilk 3 müsabakada 2-1 lik skorla bitti.

 

Ligde şampiyonluk mücadelesi veren Kadıköyün sarı lacivertli takımı deplasmanda Bursaspor ile karşılaştı, geçen hafta bahsettiğimiz M.Topal ve J. De Souza nın eksikliğinden kaynaklanan hücüma yönelik pozitif futbol, bu iki ön liberonun takıma dahil olmasıyla birlikte tahmin ettiğimiz gibi Vitor Pereira kimliğine geri dönüş yapıldı. Mücadelenin seyircisiz oynanması ilk başta Fenerbahçe’nin lehine gibi görünse de karşılaşma sırasında defalarca hissetiğim bir şey vardı… Sanki her iki takımın sezon öncesi hazırlık maçını izliyordum. Maç sanki Rusyada oynanıyor, Lokomotiv Moskova ile karşılaşan Fenerbahçeye 0-0 lık netice bir sonraki tur için yeterli olacağından 4 gün sonra oynayacağı lig maçını düşünüyor fazla zorlamıyordu.

 

Üstelik Pereira hiç yapmadığı şekilde risk almış orta sahadan eksiltip çift forvete dönerek 4-4-2 gibi bir sistemle, asla taviz vermediği oyun kurgusundan taviz veriyor ancak sahada yer alan 11 sarı lacivertli futbolcu bitse de gitsek havasından kurtulamıyordu. Fenerbahçe şampiyonluk mücadelesinde üst üste ikinci deplasman müsabakasında 5 puanı yitirip döndü İstanbula.

İddasını yitirmiş iki Süper Lig ekibi Galatasaray – Trabzonspor karşılaşmasında meydana gelen olayları çok fazla yazmak istemiyorum. Çünkü zaten hangi kanalı açsanız hangi gazeteye baksanız müsabakanın hakemi Deniz Ateş Bitnel konuşuluyor. Kolayca dinleyebilir ve okuyabilirsiniz, sokaksesi için bu işin anlamı bu değil, aslanların önüne atılmış ve vur abalıya misali çullanılan bir insanı burda yazmak bizim iş yapış tarzımıza pek uymuyor. Eleştirmek gerekirse kişileri değil, sistemi eleştirmek ve Türk Futbolunun kan kaybını nasıl önlerizi konuşmak daha doğru gibi geliyor bize.

M. Denizli Galatasaraydaki en iyi futbolunu gösterdi bize Trabzonspor karşısında. Özellikle ikinci yarı sanki 2012-2013 sezonlarındaki Galatasarayı gördük. Donk takıma fazlasıyla uyum sağlamış sanki 10 yıldır bu takımda formasını terletiyor. Selçuk ile birlikte orta sahada iyi bir harmoni oluşturabilirler. Ancak Galatasarayın mevcut kadrosu için bu orta saha da yeterli değil malesef çünkü Selçuk ve Donk bataklıkta açmış çiçek misali gözüküyor futbolseverlere. Şüphesiz Fenerbahçe veya Trabzonspor orta sahasında yer alsalardı çok daha büyürler ve etraflıca gündeme gelen isimler olurlardı.

Podolskinin muhteşem golünü, Onur Kıvrakın başarılı performansını eklemeden bitirmek istemiyorum Galatasaray köşesini. Aslında Podolski ye başka bir zaman detaylı olarak değinmek gerekiyor. Beşiktaş veya Fenerbahçeye transferi gerçekleşseydi belki de tüm futbolseverler çok daha farklı bir bakış açısıyla izleyecekti. Yanlış yerde yanlış zamanda adlı bir şiir yazılabilir Podolski için.

Gelelim haftaya şen şakrak başlayıp, yine aynı şekilde bitiren Beşiktaş’a, açıkçası izlerken yorulduğum sanki dayak yemiş gibi hissettiğim Beşiktaş Gençlerbirliği maçı için iki kelam etmek isterim. Gökhan Törenin yokluğunda Quaresma bu sezon ortaya koyduğu en iyi performansı gösterirken, Atiba Hutchinson Leonardo Da Vinci edasıyla futbolun güzel sanatlar ile olan ilişkisini sorgulattı durdu futbolsever kişiye doksan dakika boyunca. Orta sahada Gençlerbirliği ayağında 20 saniye topu tutamadı. Öyle bir baskı gördü ki Hutchinson önderliğindeki Beşiktaş orta sahasından ben oturduğum yerde bitap düştüm. İstatistiğine bakmadım fakat en fazla hücüm rebound alınan maç olması gerekiyor dün akşamki Beşiktaş Gençlerbirliği maçı. Taraftarının da etkisiyle Beşiktaş hem hakemi, hem rakip takım oyuncularını hem de ekranların başında yer alan Fenerbahçelilerin nefeslerini kesti. Avını denizin derinliklerine sürükleyip boğulmasını sağlayan sekiz kollu dev bir ahtapot canavarı gibiydi Beşiktaş dün gece. Ne istediğini ilk dakikadan son dakikaya kadar herkese eksiksiz bir dille anlatan ve daha da önemlisi telepatiyle iletişim kuran bir takım siyah beyazlılar. Beşiktaş sezon sonu şampiyon olmuş bir takımın, işte şu maçta gelen gol ile şampiyonluk geldi veya sembolik olarak gerçekleşen herhangi bir sosyolojik durumun daha sonra o takımın şampiyonluğunu yorulması gibi birleştirici duygu patlamalarını her hafta yaşıyor. Sanırım Fenerbahçeliler hariç tüm futbolseverler stadı dahi olmayan ve rakibine oranla çok daha az maliyetlere yaratılmış olan bu takımı sezon sonunda şampiyon görmek istiyor.

 

Önümüzdeki haftaya özel olarak derbi maç öncesi değerlendirmelerimizi yapacağız.

Sonrada senenin maçını Fenerbahçe -Beşiktaş derbisini yazacağız sizler için

Sevgiler.

Bir Cevap Yazın