“İftarlık Gazoz”

“İftarlık Gazoz”

 

Bu kez de “İftarlık Gazoz” var kaç gündür dilimin ucunda… Bir önceki neydi? Yazı canımmm, bir önceki yazımı soruyorum! Buarada okudum da, o neymiş arkadaş çok uzun olmuş yaw, kim okuyacak onu!!! Neyse ben mecbur okudum. Bitirirken çocuk beyninin bilişsel eksikliklerinden ve gelişiminden dem vurmuş idim. İşte üstüne “İftarlık Gazoz” u izleyince, dedim bu film tam da onunla ilgili ve tüm anne-babaların, öğretmenlerin, psikolog ve eğitbilimcilerin izlemesi gereken bir film, tam bir ders materyali…

Hoş bunu demekle filmin diğer özelliklerini önemsizleştirmek istemiyorum. Onlar bana göre zaten çok iyi; ama ben bu eğitimbilimsel değeri ve toplum sağlığı açısından önemi üzerinde durmak istiyorum.

Bildiğiniz üzere film tüm zaman, mekan ve karakter özellikleriyle bir çocuğun yaz tatilinden kısa bir kesit sunuyor, bir yaşam kesiti yani. Tıpkı kan tahlili gibi bir şey ya da endoskopi… Çünkü onlar da bütün hakkında yorum yapmak için gerçekleştirilen parça işlemleri. Kim için? Tıp için! Bu bağlamda bu film de bir gerçek öykü olması dolayısı ile çocuk ve büyüyüp yetişmesi dolayısı ile de onun-onların oluşturduğu toplumu inceleyen herkes için önemli bir tahlil unsuru, bir parça…

İşte filmi biraz bu gözle izlerseniz her şey çok çok farklı görünebilir. Çünkü temel iddia şudur; çocuk karakterini oluştururken kendi sınırlı, eksik ve gelişmekte olan beynine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle yeni karşılaşıp öğrendiği her seyi bu sınırlı yapı ile yapar ve sınırlarını aşan her şeyi yanlış öğrenir. Bu yanlış öğrenmeler çevre tarafından beslendikçe çocuk için ciddi bir yük haline gelir. Bir süre sonra bu yük onu yanlış eylemler ve haliyle kötü sonuçlara sürükler, psikolojisi bozulur, hemen ardından bedensel hastalıklar da baş gösterir. Bu çocukların büyümesiyle oluşan bir toplum da tüm özellikleriyle hasta bir toplum olur.

Film konusu nedeniyle bu iddia gözlemlemek için biçilmiş kaftan. Çünkü filmde çocuğun gözünden yetişkinlerin dünyasının nasıl göründüğü üzerinde durulmuş. Bu bağlamda anne-babasının, öğretmenlerinin, ustasının, dinin, ideolojinin, çalışma ilişkilerinin, parasal durumların, karşı cinsle ilişkilerin çocuğun gözünden nasıl algılandığı anlatılmış.

Peki nasıl algılanıyormuş? İşte orda gelsin kahkahalar falan da filan ama bu tam bir traji-komedi, bir eğitim sorunu. Eğitimin ürünü ortalama yirmi yıl sonra ortaya çıkar. Bugün güldüğünüz her şeye, bu bağlamda bir çocuğun gelişimi ve eğitimi, yirmi yıl sonra ağlayabilirsiniz! Filmde de öyle olmuyor mu? İzleyin göreceksiniz! Algılayışı ile bizi güldüren o çocuk filmin sonunda bakın ne yapacak…

Eee ne oldu şimdi? Ne demek istedim? Efendim mümkün olduğunca yetişkin dünyasının fiziksel ve düşünsel ürünlerini çocuklardan uzak tutmak lazım. Yanlış algılıyorlar, eksik algılıyor ve kavramlaştırıyorlar, yanlış öğreniyorlar ve sonuçları kötü oluyor. Misal çocuk yetişkinin boyunu dahi kendi boyunun üç dört katı fazla algılayacağı için yanlış çıkarımlar yapabilir. Her şeyden önce kendisini devler karşısında aciz ve çaresiz görebilir, özgüvenini yitirebilir. Bunu aşmak için büyüme sürecini zorlayabilir, çocuk olmaktan alacağı hazzı yitirebilir. Büyüyünce dev gibi boyu olacağını düşünebilir ve hiçbir zaman çocukluğunda yetişkinlerin kendisine göründüğü kadar uzun olamayacağı için ciddi tatminsizlikler ve yetersizlik hissi ve güven eksikliği yaşayabilir. Sırf bu nedenle çocukla muhattap olurken mümkün olduğunca onun boy hizasına gelmek gerekir ve tabiiki çevrenin fiziksel düzenlemesini onun eksiklik hissetmeyeceği şekilde ayarlamak gerekir.

Bakınız sadece boydan bahsettim. Gerisini varın siz düşünün! Mesala çocuğun hiç anlayamayacağı, daha doğrusu yanlış anlayacağı din, ideoloji ve belki de onlardan önce başarı, kusursuzluk ve rekabet taleplerini çocukla hiç buluşturmamak lazım… Ya da vaz geçtim yahu, buluşturalım, filmini yapar ekmek yeriz, filmine gider vakit geçiririz, hatta bol bol güler ya da onun üzerinden yeni siyasal tartışmalar açarız dinle solu buluşturmaya çalışıyor yollu ya da oturur benim gibi yazı yazarız, malzeme çıkmış olur…. Tercih bizim!

Bir Cevap Yazın