Sil Baştan…

Sil Baştan: Daha Yeni Başlıyoruz!

 

Derbi öncesi kafamdaki tek soru işareti Şenol Güneş’in nasıl bir futbol anlayışıyla sahada olacağıydı. Daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi Vitor Pereira’nın Fenerbahçesi karşısında kim olursa olsun kendi oyun anlayışından taviz vermeden, top rakipdeyken sahayı çok iyi parselliyor, topa sahip olunca da kontrollü paslar ile bireysel oyuncu kalitesine güvenerek öne geçmenin yollarını arıyordu. Peki ama bu bahsettiğimiz oyun anlayışının tam tersi futbol mantalitesine sahip Şenol Güneş, beraberliğinde işine yarayacağı derbi akşamında sahadaki oyuncularının kulaklarına ne fısıldayacaktı?

 

Gözler Şenol Güneş’in üzerindeyken sarı lacivertlilerin teknik patronunun kafasının içindeki tilkiler kuyruk savaşı veriyordu Şükrü Saraçoğlu koridorlarında. Ne yapsa ne etse bir türlü Fenerbahçelilerin saygısını kazanamayan Portekizli işi sıkı tutmak istiyordu bu kez. Keza bu son şansı olabilirdi, sezon öncesi 70 milyon euro transfere harcayan Fenerbahçe, bir sezon önce ezeli rakibinin 4. Yıldızı ele geçirmesiyle de üzerindeki baskı dozajını ister istemez arttırmıştı…

 

Lafı uzatmadan Portekizli çalıştırıının dersini çok iyi çalıştığını belirtelim, Beşiktaş’ı kendi silahıyla vurarak kimselerin beklemediği bir oyun anlayışıyla hem derbiye seyir kalitesi hem de önde uyguladığı baskıyla rakibinin kalbi olarak nitelendirilebilecek Atiba Hutchinson – Oğuzhan Özyakup pas trafiğini ortadan kaldırınca ilk 45 dakikada Beşiktaş hayli sıradan bir futbol ortaya koymuş oldu. Volkan Şen ve Alper Potuk top Fenerbahçe’deyken kanatlarda yer değiştirerek rakibini abandone ediyor, top rakipteyken de kanatlardaki bu oyuncuların orta sahanın her yerinde uyguladıkları baskıyla Beşiktaş’ı bunalttıkça bunaltıyordu. Nitekim 3. Dakika da gelen gol Alper Potukun Volkan Şen ile yer değiştirmesi sırasında alınan bir faul sonucunda geldi. Diego dün vasatı biraz aşabilseydi ilk yarıda fark iki veya üç olabilirdi. Bu sezonun en iyi Fenerbahçesini izledik ilk 45 dakikada.

 

Ama benim için önemli olan kıstas Fenerbahçe’nin iyi oyununun dışında Beşiktaşı by-pass yapabilmiş olması. Bu sezon Şenol Güneşin takımını hiçbir takım bu şekilde ortadan kaldıramamıştı. İzlerken Gaziantep de ki üzüm festivali öncesinde toplanılan üzümlerin üzerine çıkıp üzümleri ayaklarıyla ezen insanlar geldi aklıma… Adeta pekmez oldu Beşiktaş ilk 45 dakikada.

 

İkinci yarı başlarken herkesin aklında Beşiktaşın vereceği reaksiyonun şiddeti yer alıyordu. Bir reaksiyon verebilecek miydi Beşiktaş? Veya nasıl bir yöntem kullanacaktı Türk Futbol Liginin Filozof teknik adamı Şenol Güneş? Beşiktaş herkesin beklediği reaksiyonu oldukça sert bir şekilde verdi. Ama futbol şansını yanına almayı unuttu. Belkide futbol şansı Beşiktaşı unuttu bu kez. Futbolun melekleri başka bir iş ile meşgulduler sanki o esnada. Galatasarayın efsanevi ismi  Cevat Prekazinin üzerinde durduğumuz konuyla ilgili çok anlamlı bir sözü vardır. ‘’ Topun canı vardır, isterse girer kaleye. ‘’

 

Topun canı istemedi Volkan Demirel’in koruduğu ağlarla buluşmayı. Eğer canı isteseydi Beşiktaşlıların yarasına tuz basmak gibi olacak belki biraz ama 99-2000 senesinde Halilagiç’in geri pasında kaleci Fevzi Tuncay’ın ıskasında ki ağlarla buluşma uğraşını hatırlatırım efendim.

 

Evet, kimileri için hoş, kimileri içinse hatırlamak bile istenmeyen nostaljik anımızı bir kenara koyalım ve 60. Dakikada hareketlenen Fenerbahçe yedek kulübesine bakalım. Vitor Pereira çok yerinde iki hamle ile ilk yarı narkoz verip ameliyat masasına aldığı rakibine neşter vurmaya hazırlanıyor. Orta saha da oyunu tutmaya yönelik Ozan Tufan değişikliği ve kanatlardaki işlevselliği kaybetmemek adına  oyuna giren Nani. Tabi ilk onbir de yer alamayan Nani, son haftalardaki formsuzluğunun da verdiği etkiyle yerini Alper Potuka kaptırmış. Fenerbahçe’nin çok geniş ve derin bir kadroya sahip olması Vitor Pareira’nın en büyük şansı.

 

Tüm bu olanlara Şenol Güneş Gökhan Töre’yi oyuna alıp Olcay Şahan’ı yanına almasıyla yanıt verdi ikinci yarıda. Aslında Şenol Güneş’i yakından takip edenler için çok da şaşırtıcı bir hamle değildi asla. Her zaman kazanmayı, gol atmayı, daha çok gol atmayı, daha da çok gol atmayı düşünen Şenol Güneş takımları ilk yarı almış olduğu aparkata seri cevap verme niyetiyle başladı ikinci yarıya. Gökhan Töre bence ligimizin en değerli oyuncusu, ikinci devre gözle görülür bir düşüş yaşasa dahi böylesine önemli bir müsabaka öncesi kendisine ilk onbirde yer bulamaması eleştirilebilir geliyor bana. Zaten ikinci yarı takımına hareketlilik kazandırdığı kesin. Nani’nin golünden sonra Cenk Tosun hamlesiyle de gol bulamayan Beşiktaş hem müsabakayı hemde lig sonunda olası bir ikili averaj avantajını da yitirmiş oldu.

 

Şenol Güneş 27 yıl galibiyet bir kenara beraberlik dahi alamadığı Kadıköy Şükrü Saraçoğlu stadından yine boynu bükük ayrıldı.

 

Ancak her şey yeni başlıyor. Önümüzde 11 hafta var, karşılığı 33 puan demek, büyüklerimizin deyişiyle ‘’ bu pilav daha çok su kaldırır ‘’

 

Bence bu sezonu iki taraf da unutamayacak. Akıllara yer edecek bir sezonu yaşıyoruz… Daha fazla adrenalin, daha fazla heyecan efendim… Dışarıdan, sokaktan, en çıkmaz sokağın en kuytu köşesinden, usta yazar Ahmet Ümitin de dediği gibi ‘’ sokağın zulasından ‘’ geliyor davet. Bu bizim hakkımız.

 

Belki en karanlık sokağın üstünde uçan martının da gördüğü, dokuz aylık oynayan çocuklar istiyordur bu heyecanı, belki en soğuk sokak da meyve satan seyyar satıcı abimizin bir radyosu vardır maçları dinlediği, o radyonun sesi birinci kattaki teyzeyi rahatsız ediyor belki,  yine de daha fazla aç sesini radyonun meyve satan amca ve bağır avazın çıktığı kadar  “goooolll!” diye…

 

Çünkü bu bizim hakkımız, Çünkü bu senin hakkın, çünkü bu oyundan başka bir şey kalmadı elimizde sevinecek ülkede…

 

Sokak Sesi Ailesi olarak şampiyonluk yürüyüşünde at başı giden iki takımımıza başarılar diliyor, biz futbolseverlere bu heyecanı yaşattıkları için teşekkür ediyoruz.

 

Bir Cevap Yazın