“Yaşam Bir Senfonidir” Mehmet Mestçioğlu

“Yaşam Bir Senfonidir”  Mehmet Mestçioğlu

 

Yaşamak. Gördüğüm, bildiğim en zor görev. Hiç süpriz yok, sonu belli. Başı ise, anne karnından çıkıp, yediğin şaplakla ve ilk çığlığınla başlıyor. Ağlarken, ömür boyu sürecek melodini de mırıldanmaya başlıyorsun.
Bir senfoni orkestrasının 100’e yakın musiki aletinden çıkan seslerin, iniş-çıkışları, çağlayıp-inlemesi gibi; yaşam karmaşasının içinde, en doğru notayı bulmak için çabalıyorsun. Kimi zaman o orkestranın bir parçası, çarkın bir dişlisi oluyorsun. Ya da kendi şarkını kendin yaratıyor, kendi senfoninin, şefi oluyorsun.

Müzik, belki de en çok emek isteyen, emeğe tapan uğraştır. Gerçek sanatçılar, ulaştıkça, daha ötesini aradıkları zirve için, kendilerini adeta paralar. İşte paralandıkça döktükleri parcaları da, icraatlarıyla birlikte bizlere ulaşır, sarıp sarmalar. Bizlerin eksik olan ‘bazı taraflarını’ tamamlar.

Ün, şöhret, iş ve kazançta başarılı olmak o kadar önemli değil. Önemli olan, bunları nasıl hakettiğimiz. Emekle, hak yemeden ulaştığımız yerlere, vicdanımızda ‘atbaşı’ gelebiliyorsa, işte o zaman, hayatın sana verdikleri ile mutluluğu birlikte yaşayabilirsin.

100 kişilik, bir senfoni orkestrasının, önce uyumsuzluğunu, sonra da, o mucize gibi uyumunu düşünün. Müzik başlamadan, onlarca enstrümanın akort için çıkardığı çılgınca karmaşık gürültü… Tüm gürültü bir anda susar, mucizevi uyumla müzik başlar. İşte sanki bütün bir yaşam özetlenmektedir. Önce kaos, sonra uyum. Ve herşeyi yerli yerine oturtan denge.

Tek, tek beceriyi paylaşma. El, ele birlikte ileriye gidebilme.
Bir senfoni orkestrası gibi çağlayabilmek, yaşamın musikisini ıskalamamak gerek. Ve de, trilyonda bir şansla geldiğimiz bu dünyada, en kötü hayatın bile, yaşamamaktan iyi olduğunu unutmamak…

Bir Cevap Yazın